Markom / Leo Burnett 1983 – 1994
Birleşik Reklamcılar’dan ayrıldıktan bir süre sonra, Murat Bebiroğlu “bu işi biliyoruz, başka ne kuracağız” dediği için, tekrar giriştik. Bize, -Bülent Erkmen’in tanıştırdığı- Emre Senan ve “Birleşik Reklamcıları kurarken haber vermediniz, bu sefer ben de gelicem” diyen Ayhan Cecan katıldı. Emre Yorum’dan, Ayhan abi iki kurucusundan biri olduğu Ajanstür’den geliyordu.
Markom adının hikayesi de şöyle: O dönemin yeni bakışı “marketing communications” kısaltması olan mar-com öncelikle. Ama gizliden gizliye, çok okuduğum ve çok doğru bulduğum David Ogilvy’nin ajansı O&M’in harflerini içeriyordu! Ogilvy’yi ajansa ortak etme hayallerini Ajans Ada’da bile kurmuştum. (Uluslararası ortaklıkların ne koşullarda mümkün olduğunu daha sonra öğreniyor insan.)
Ayhan Cecan’ın eski müşterilerinden Arca için -daha halılarımız döşenmeden- bir güzel ilan yaptık, Markom’un yayınlanan ilk işidir. Daha sonra Kelebek Mobilya (Sadettin Davran’ı dostlukla analım), Avis, Ülker, Fab (Başer-Colgate), Planters, Nasaş, Türk Telekom, Pfizer, Peugeot işleri yaptık.
Bir gün Eli Acıman aradı ve Leo Burnett’in Türkiye’de bir ajans aradığını, benim ve Markom’un adını verdiğini söyledi. Sonuçta, görüşmeler, sunumlar, vs sonrasında Leo Burnett bizi seçti ve Kasım 1986’da fiilen çalışmaya başladık. Ana müşteri Philip Morris, güncel markalar Marlboro ve Türkiye pazarına yeni girecek Parliament idi. 1987 başında resmen ortak olduk. LB müşterilerinden Procter & Gamble için çalışmaya başladık. Alo ve Rejoice için unutulmaz işler yaptık.
Ayrıntısını başka yerlerde anlattığım ajans içi nedenlerle, 1994 Ocak ayında Leo Burnett’e “adımı tabeladan indiriyorum” dedim, ayrıldım. Kurucu ve kadim ortağım Murat Bebiroğlu çok daha önce ayrılmıştı, iyi gitmeyen bir matbaa işi kurmuştu.
Leo Burnett’in yıldızlara uzanan el amblemimiz…
Özene bezene yaptırdığımız pirinç tabelamız çalınınca…
Logo, kimlik filan yapıncaya kadar kullanmak için hızlı kartvizit. Niye İngilizce? Londra’ya gidip Ogilvy ile toplantı yapacağız. Ve dikkat buyrun, teleks var. Fax yok daha. 212 ve 216 ayrımı da olmamış İstanbul’da.